同步至最新元数据

This commit is contained in:
fanbook-wangdage
2025-12-22 20:48:16 +08:00
parent 3f71a9826b
commit 0ad1affa5d
1865 changed files with 73124 additions and 20914 deletions

View File

@@ -821,7 +821,8 @@
20
]
}
]
],
"Display": 1
},
"Id": 1192101,
"Name": "Donuk Gecenin Işıkları",
@@ -843,7 +844,8 @@
0.2
]
}
]
],
"Display": 1
},
"Id": 1192201,
"Name": "Arınma Pınarı",
@@ -1249,7 +1251,7 @@
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 2",
"Context": "Vaktiyle doğan, yeterince uzun yaşayan ve yasak anıları daha yüce varlıklarca silinmeyen biri (ki bu tür varlıklar Teyvat'ta mevcuttur), mutlaka hatırlardı ki cenaze ateşi savaşından önce, Nibelung'a hizmet eden Üç Ay Tanrıçası, bir zamanlar Kutsal Diyar'ın prensipleriyle uyum içinde bir arada var olmuşlardı.\nElbette, bu konuda Kutsal Diyar'a danışılacak olsa, gökler buna muğlak şekilde yanıt verebilirdi. Üç Ay, bir zamanlar Teyvat'ı koruyan uydulardı ve Ay Kız Kardeşler, gezegenin iradesinin uygulayıcılarıydı. Kutsal Diyar'ın prensipleri bir zamanlar oldukça \"hoşgörülüydü\", kendisinden farklı olanların dışlanmasını zorunlu kılmıyordu.\nÜç Ay Tanrıçası'nın tek görevi, gezegenin varlığını ve işleyişini sürdürmekti. Ve böylece ay ışığı, Teyvat topraklarını aydınlatmaya devam etti. Ne yazık ki, kendi hallerinde olanlar bile tarafsız kalamadılar. Kaçınılmaz olarak, iktidardakiler arasındaki çatışmalar, onlara bağlı olanların bir kısmını etkileyecekti.\nGeçmişteki altın Hyperborea'da hayatta kalanlar günümüze dek dayanabilseydi anlatacak ne çok hikayeleri olurdu kim bilir. Ancak ne yazık ki, Donuk Ayın Çocukları atalarının dertlerini anlamıyor. Artık sadece parlak aya dua edip duruyorlar boş yere.\nBu konuda Lauma, kör inananlar arasında bile nispeten şanslıydı. Yukarıdakilerin hiçbirini bilmiyordu, ancak yine de gökyüzündeki dolunayın parlak ama cansız olduğunu derinden hissedebiliyordu. Daha ziyade, kalbini gerçekten harekete geçiren ve boynuz tacının büyümesine neden olan gelgitler, erişemeyeceği kadar uzaktaydı.\nBu his uzun zamandır içini kemiriyordu ve tıpkı tuval üzerine çizilmiş bir elmaya dua etmeye zorlanmış ve açlığını gidermesi için ona yalvarıyormuş gibi hissediyordu, bu yüzden huzursuzdu her zaman.\nNeyse ki bu soru nihayet yanıtını bulmuştu. Gökyüzü birden \"sahte\" olmuş olsa da duyularının gerçekliğini doğrulamıştı.\nGerçekler onu daha da rahatsız edecek olsa bile hiçbir zaman cehaletin iyi bir şey olduğunu düşünmemişti. Hayat asla tamamen istenildiği gibi yaşanamazdı. Aslında hayatın kendisi çelişkilerden doğmuştu. Ama en azından yalanlar ve gizlemelerle lekelenmesine gerek yoktu."
"Context": "Vaktiyle doğan, yeterince uzun yaşayan ve yasak anıları daha yüce varlıklarca silinmeyen biri (ki bu tür varlıklar Teyvat'ta mevcuttur), mutlaka hatırlardı ki cenaze alevi savaşından önce, Nibelung'a hizmet eden Üç Ay Tanrıçası, bir zamanlar Kutsal Diyar'ın prensipleriyle uyum içinde bir arada var olmuşlardı.\nElbette, bu konuda Kutsal Diyar'a danışılacak olsa, gökler buna muğlak şekilde yanıt verebilirdi. Üç Ay, bir zamanlar Teyvat'ı koruyan uydulardı ve Ay Kız Kardeşler, gezegenin iradesinin uygulayıcılarıydı. Kutsal Diyar'ın prensipleri bir zamanlar oldukça \"hoşgörülüydü\", kendisinden farklı olanların dışlanmasını zorunlu kılmıyordu.\nÜç Ay Tanrıçası'nın tek görevi, gezegenin varlığını ve işleyişini sürdürmekti. Ve böylece ay ışığı, Teyvat topraklarını aydınlatmaya devam etti. Ne yazık ki, kendi hallerinde olanlar bile tarafsız kalamadılar. Kaçınılmaz olarak, iktidardakiler arasındaki çatışmalar, onlara bağlı olanların bir kısmını etkileyecekti.\nGeçmişteki altın Hyperborea'da hayatta kalanlar günümüze dek dayanabilseydi anlatacak ne çok hikayeleri olurdu kim bilir. Ancak ne yazık ki, Donuk Ayın Çocukları atalarının dertlerini anlamıyor. Artık sadece parlak aya dua edip duruyorlar boş yere.\nBu konuda Lauma, kör inananlar arasında bile nispeten şanslıydı. Yukarıdakilerin hiçbirini bilmiyordu, ancak yine de gökyüzündeki dolunayın parlak ama cansız olduğunu derinden hissedebiliyordu. Daha ziyade, kalbini gerçekten harekete geçiren ve boynuz tacının büyümesine neden olan gelgitler, erişemeyeceği kadar uzaktaydı.\nBu his uzun zamandır içini kemiriyordu ve tıpkı tuval üzerine çizilmiş bir elmaya dua etmeye zorlanmış ve açlığını gidermesi için ona yalvarıyormuş gibi hissediyordu, bu yüzden huzursuzdu her zaman.\nNeyse ki bu soru nihayet yanıtını bulmuştu. Gökyüzü birden \"sahte\" olmuş olsa da duyularının gerçekliğini doğrulamıştı.\nGerçekler onu daha da rahatsız edecek olsa bile hiçbir zaman cehaletin iyi bir şey olduğunu düşünmemişti. Hayat asla tamamen istenildiği gibi yaşanamazdı. Aslında hayatın kendisi çelişkilerden doğmuştu. Ama en azından yalanlar ve gizlemelerle lekelenmesine gerek yoktu."
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 3",
@@ -1269,7 +1271,7 @@
},
{
"Title": "Ay Çarkı",
"Context": "Lauma, Ay Çarklarının varlığı için minnettardı ve bir çarka sahip olmaktan mutluluk duyuyordu, fakat kendininkini nasıl edindiğini hatırlayamaması onu epey rahatsız ediyordu.\nBüyükannesi Sarakka, Ay Çarkının onun kundak bezlerinden düştüğünü söylemişti. Ailesinin bu konudaki hatıraları biraz bulanıktı ve yeni doğmuş bebeklerinin heyecanı vardı üzerlerinde ancak yine de bu bilgiyi doğruladılar.\nLauma başkalarına sorunlarından bahsetseydi kesinlikle kafaları karışırdı. Doğumundan beri bir Ay Çarkına sahip olmak iyi bir şey değil miydi? Endişelenecek ne vardı ki bunda?\nGörünüşe göre kendisi dışında hiç kimse bir bebeğin yanında Ay Çarkının belirmesinde yanlış bir şey görmedi. \"Ay İlahicisinin başına gelen mucize... Normal değil miydi zaten?\"\nLauma ne diyeceğini bilemiyordu. Bir şeyin kökenini bilmek istemek gayet doğal ve insaniydi, ancak tüm kütüphanenin kayıtlarını araştırmasına rağmen tatmin edici bir cevap bulamadı.\nBu sorusunun peşini asla bırakmadı, öyle ki daha sonra Ay Hanımı ile tanıştığında ona da sordu elinde olmadan.\nKuutar'ın yanıtı son derece basitti: \"Öyle mi?\"\n... Bu nedenle, en yakın açıklama Hyperborea'dan geliyor gibiydi. Altın diyarın tarihi gerçekten uzundu ve hatta gökyüzünde üç ayın yükseldiği çağa kadar takip edilebilirdi. Ay gelgitlerini büyülerine güç vermek için kullanmayı öğrendiler, ancak aynı zamanda aynı gelgitlerden ve akıntılardan etkilendiler ve bu nedenle bazılarının başlarından geyik boynuzlarına benzer boynuzlu taçlar çıktı.\nAncak, Ay Çarkları o zamanlar dünyada var mıydı?\nLauma düşünceli bir şekilde kaşlarını çattı ve kendi kendine konuşmaya başlamış olmalıydı ki oradan geçen bir çocuk yüksek sesle şunu sordu: \"Leydi Lauma, Ay Çarkınız olduğu için mi boynuzlarınız bu kadar uzadı?\"\nKaşları daha da gerildi: \"Şey... Sanırım... Üzgünüm, bilmiyorum.\"\nÇocukları hayal kırıklığına uğratmak, elinden gelse asla yapmak istemediği bir şeydi, ancak şaşırtıcı bir şekilde küçük çocuk sorusuna cevap alamadığı için cesareti kırılmış görünmüyordu.\n\"Aa!\" dedi çocuk sanki ani bir farkındalık yaşamış gibi. \"Ay Çarkını en uzun boynuzlara sahip olduğunuz için almış olabilir misiniz?\"\nLauma o anda bu cevabı kalbinin derinliklerinden kabul etmeyi ne çok isterdi. Neden ve sonuç döngüsünün önden arkaya, sonra arkadan öne giderek pek çok soruyu açıklaması (ya da daha doğrusu, göz ardı etmesi) ne kadar da zekiceydi.\nSonra hemen kendini yalanların tuzağına düşmekten alıkoydu.\nBelki de o zaman, Ay Çarkının amacı buydu. Uyanıklığın, kısıtlamanın ve sorumluluğun bir sembolüydü onun için.\nBöylece o kafa karıştırıcı Ay Çarkını avucunda tuttu, sessizce kalbinde bir kez daha üç ilkeyi okudu."
"Context": "Lauma, Ay Çarklarının varlığı için minnettardı ve bir çarka sahip olmaktan mutluluk duyuyordu, fakat kendininkini nasıl edindiğini hatırlayamaması onu epey rahatsız ediyordu.\nBüyükannesi Sarakka, Ay Çarkının onun kundak bezlerinden düştüğünü söylemişti. Ailesinin bu konudaki hatıraları biraz bulanıktı ve yeni doğmuş bebeklerinin heyecanı vardı üzerlerinde ancak yine de bu bilgiyi doğruladılar.\nLauma başkalarına sorunlarından bahsetseydi kesinlikle kafaları karışırdı. Doğumundan beri bir Ay Çarkına sahip olmak iyi bir şey değil miydi? Endişelenecek ne vardı ki bunda?\nGörünüşe göre kendisi dışında hiç kimse bir bebeğin yanında Ay Çarkının belirmesinde yanlış bir şey görmedi. \"Ay İlahicisinin başına gelen mucize... Normal değil miydi zaten?\"\nLauma ne diyeceğini bilemiyordu. Bir şeyin kökenini bilmek istemek gayet doğal ve insaniydi, ancak tüm kütüphanenin kayıtlarını araştırmasına rağmen tatmin edici bir cevap bulamadı.\nBu sorusunun peşini asla bırakmadı, öyle ki daha sonra Ay Hanımı ile tanıştığında ona da sordu elinde olmadan.\nKuutar'ın yanıtı son derece basitti: \"Öyle mi?\"\n... Bu nedenle en yakın açıklama Hyperborea'dan geliyor gibiydi. Altın diyarın tarihi gerçekten uzundu ve hatta gökyüzünde üç ayın yükseldiği çağa kadar takip edilebilirdi. Ay gelgitlerini büyülerine güç vermek için kullanmayı öğrendiler, ancak aynı zamanda aynı gelgitlerden ve akıntılardan etkilendiler ve bu nedenle bazılarının başlarından geyik boynuzlarına benzer boynuzlu taçlar çıktı.\nAncak, Ay Çarkları o zamanlar dünyada var mıydı?\nLauma düşünceli bir şekilde kaşlarını çattı ve kendi kendine konuşmaya başlamış olmalıydı ki oradan geçen bir çocuk yüksek sesle şunu sordu: \"Leydi Lauma, Ay Çarkınız olduğu için mi boynuzlarınız bu kadar uzadı?\"\nKaşları daha da gerildi: \"Şey... Sanırım... Üzgünüm, bilmiyorum.\"\nÇocukları hayal kırıklığına uğratmak, elinden gelse asla yapmak istemediği bir şeydi, ancak şaşırtıcı bir şekilde küçük çocuk sorusuna cevap alamadığı için cesareti kırılmış görünmüyordu.\n\"Aa!\" dedi çocuk sanki ani bir farkındalık yaşamış gibi. \"Ay Çarkını en uzun boynuzlara sahip olduğunuz için almış olabilir misiniz?\"\nLauma o anda bu cevabı kalbinin derinliklerinden kabul etmeyi ne çok isterdi. Neden ve sonuç döngüsünün önden arkaya, sonra arkadan öne giderek pek çok soruyu açıklaması (ya da daha doğrusu, göz ardı etmesi) ne kadar da zekiceydi.\nSonra hemen kendini yalanların tuzağına düşmekten alıkoydu.\nBelki de o zaman, Ay Çarkının amacı buydu. Uyanıklığın, kısıtlamanın ve sorumluluğun bir sembolüydü onun için.\nBöylece o kafa karıştırıcı Ay Çarkını avucunda tuttu, sessizce kalbinde bir kez daha üç ilkeyi okudu."
}
]
},